REKLAM ALANI · ARTICLE_TOP
Libya Temsilciler Meclisi, 2019 yılında Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı yedi yıl aradan sonra onayladı. Söz konusu anlaşma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının batı sınırlarını kesinleştirmesi ve Yunanistan'ın Girit adası üzerinden genişletmeye çalıştığı kıta sahanlığı iddialarına karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Ankara, bu onayı Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerini koruma noktasında hukuki elini güçlendiren kritik bir adım şeklinde değerlendiriyor.
2019 yılında dönemin Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Türkiye arasında imzalanan anlaşma, o dönemde Mısır, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ve Avrupa Birliği tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Libya Temsilciler Meclisi, o dönemde meclis onayı bulunmadığı gerekçesiyle anlaşmanın geçersiz olduğunu savunmuştu. Ancak Türkiye'nin Libya'daki bölünmüşlük sürecinde Trablus ve Bingazi yönetimleri arasında kurduğu dengeli diplomasi ve "Tek Libya" politikası, meclisin tutumunda değişikliğe yol açtı. MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın ev sahipliğinde gerçekleşen görüşmeler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Libya ziyaretleri, bu sürecin diplomatik altyapısını oluşturdu.
Onay kararının ardından Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, anlaşmanın Libya'nın ulusal çıkarlarını koruduğunu ve Türkiye ile iş birliğinin süreceğini belirtti. Trablus merkezli hükümetin başbakanı Abdülhamid Dibeybe de kararı memnuniyetle karşılayarak, bunun Libya'nın Akdeniz'deki egemenlik haklarını güçlendireceğini ifade etti. Türkiye ve Libya, anlaşmayı sırasıyla 2020 ve 2025 yıllarında Birleşmiş Milletler'e tescil ettirmişti.
Anlaşmanın onaylanması, Doğu Akdeniz'de yeni bir diplomatik hareketliliğe neden oldu. Yunanistan ve Mısır dışişleri bakanları, kararın ardından bir araya gelerek süreci değerlendirdi. Yunanistan'ın, Girit adasının güneyinde hidrokarbon arama faaliyetlerini hızlandırması ve bu konuda Avrupa Birliği ile ABD nezdinde diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor. Ayrıca Yunanistan'ın, bölgedeki kıta sahanlığını 12 mile çıkarma olasılığı da gündemdeki yerini koruyor. Türkiye ise 1995 tarihli TBMM kararı uyarınca, Yunanistan'ın Ege'deki karasularını 6 milin üzerine çıkarmasını "savaş sebebi" (casus belli) sayacağını hatırlatmaya devam ediyor.
Bölgedeki enerji projeleri de gerilimin bir diğer boyutunu oluşturuyor. Girit ile Kıbrıs arasında döşenmesi planlanan deniz altı elektrik kablosu projesi konusunda Türkiye, kendi kıta sahanlığından geçecek hat için izin alınması gerektiğini vurgularken, Yunanistan tarafı yazılı bilgilendirmenin yeterli olacağını savunuyor. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) Libya'da arama ruhsatı alması ve açık deniz sondaj çalışmalarına başlama beklentisi, bölgedeki rekabetin önümüzdeki dönemde de süreceğini gösteriyor.
2019 yılında dönemin Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Türkiye arasında imzalanan anlaşma, o dönemde Mısır, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ve Avrupa Birliği tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Libya Temsilciler Meclisi, o dönemde meclis onayı bulunmadığı gerekçesiyle anlaşmanın geçersiz olduğunu savunmuştu. Ancak Türkiye'nin Libya'daki bölünmüşlük sürecinde Trablus ve Bingazi yönetimleri arasında kurduğu dengeli diplomasi ve "Tek Libya" politikası, meclisin tutumunda değişikliğe yol açtı. MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın ev sahipliğinde gerçekleşen görüşmeler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Libya ziyaretleri, bu sürecin diplomatik altyapısını oluşturdu.
Onay kararının ardından Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, anlaşmanın Libya'nın ulusal çıkarlarını koruduğunu ve Türkiye ile iş birliğinin süreceğini belirtti. Trablus merkezli hükümetin başbakanı Abdülhamid Dibeybe de kararı memnuniyetle karşılayarak, bunun Libya'nın Akdeniz'deki egemenlik haklarını güçlendireceğini ifade etti. Türkiye ve Libya, anlaşmayı sırasıyla 2020 ve 2025 yıllarında Birleşmiş Milletler'e tescil ettirmişti.
Anlaşmanın onaylanması, Doğu Akdeniz'de yeni bir diplomatik hareketliliğe neden oldu. Yunanistan ve Mısır dışişleri bakanları, kararın ardından bir araya gelerek süreci değerlendirdi. Yunanistan'ın, Girit adasının güneyinde hidrokarbon arama faaliyetlerini hızlandırması ve bu konuda Avrupa Birliği ile ABD nezdinde diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor. Ayrıca Yunanistan'ın, bölgedeki kıta sahanlığını 12 mile çıkarma olasılığı da gündemdeki yerini koruyor. Türkiye ise 1995 tarihli TBMM kararı uyarınca, Yunanistan'ın Ege'deki karasularını 6 milin üzerine çıkarmasını "savaş sebebi" (casus belli) sayacağını hatırlatmaya devam ediyor.
Bölgedeki enerji projeleri de gerilimin bir diğer boyutunu oluşturuyor. Girit ile Kıbrıs arasında döşenmesi planlanan deniz altı elektrik kablosu projesi konusunda Türkiye, kendi kıta sahanlığından geçecek hat için izin alınması gerektiğini vurgularken, Yunanistan tarafı yazılı bilgilendirmenin yeterli olacağını savunuyor. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) Libya'da arama ruhsatı alması ve açık deniz sondaj çalışmalarına başlama beklentisi, bölgedeki rekabetin önümüzdeki dönemde de süreceğini gösteriyor.
REKLAM ALANI · ARTICLE_BOTTOM
