REKLAM ALANI · ARTICLE_TOP
Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülen 436 sanıklı İBB Davası'nın 99. gününde savunmasına devam etti. İddianameyi "yalan torbası" ve "yalan çuvalı" olarak tanımlayan İmamoğlu, kendisine yöneltilen suçlamaların hukuki değil, siyasi bir kurgu olduğunu öne sürdü. İmamoğlu, sandıkta yenemedikleri rakiplerini ceza dosyalarıyla yarış dışı bırakmaya çalışan bir zihniyetle karşı karşıya olduklarını ifade etti.
Savunmasında özellikle "casusluk" suçlamasına değinen İmamoğlu, sadece bir fotoğrafta yer aldığı için insanların casuslukla itham edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Hüseyin Gün isimli kişiyle çekilen bir fotoğrafın suç delili gibi sunulmasına tepki gösteren İBB Başkanı, "Fotoğraf insanı casus yapsaydı bu ülkenin yönetiminde casus olmayan kalmazdı" ifadelerini kullandı. İddianamede yer alan "seçim sonuçlarının ajanlar tarafından belirlendiği" iddiasını da "sefil bir biçimde yazılmış" olarak nitelendirdi.
İmamoğlu, belediye iştiraklerinin maddi destek sağladığı iddialarını reddederek, geçmiş dönemde Binali Yıldırım'a tahsis edilen makam araçlarını ve vakıflara verilen kamu mülklerini örnek gösterdi. Kendi döneminde kamu malını kimseye peşkeş çekmediğini vurgulayan İmamoğlu, "Alnımın akıyla altı yıl bu millete hizmet ettim" dedi. İddianamenin sadece şahsına değil, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kapatılmasına yönelik bir girişimi de barındırdığını belirten İmamoğlu, hedefin sandıkla iktidar değişimi fikrini ortadan kaldırmak olduğunu savundu.
İddianameyi imzalayan ismin mevcut Adalet Bakanı olduğunu hatırlatan İmamoğlu, dosyada somut delil bulunmadığını, bunun yerine "dedikodu mekanizması" ve "şablon" üzerine kurulu bir süreç yürütüldüğünü öne sürdü. "Örgüt" suçlamasının tutuklamaları kolaylaştırmak için kullanılan bir kumpas yöntemi olduğunu ifade eden İmamoğlu, birbirinden bağımsız iddiaların tek bir dosyada toplanarak "Asrın Yolsuzluğu" başlığı altında sunulmasını eleştirdi. İmamoğlu, "Bu dosya bir yolsuzluk dosyası değil, adaylık üzerinden suç üretme safsatasıdır" değerlendirmesinde bulundu. Savunmanın tamamlanmasının ardından duruşmaya ara verildi.
Savunmasında özellikle "casusluk" suçlamasına değinen İmamoğlu, sadece bir fotoğrafta yer aldığı için insanların casuslukla itham edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Hüseyin Gün isimli kişiyle çekilen bir fotoğrafın suç delili gibi sunulmasına tepki gösteren İBB Başkanı, "Fotoğraf insanı casus yapsaydı bu ülkenin yönetiminde casus olmayan kalmazdı" ifadelerini kullandı. İddianamede yer alan "seçim sonuçlarının ajanlar tarafından belirlendiği" iddiasını da "sefil bir biçimde yazılmış" olarak nitelendirdi.
İmamoğlu, belediye iştiraklerinin maddi destek sağladığı iddialarını reddederek, geçmiş dönemde Binali Yıldırım'a tahsis edilen makam araçlarını ve vakıflara verilen kamu mülklerini örnek gösterdi. Kendi döneminde kamu malını kimseye peşkeş çekmediğini vurgulayan İmamoğlu, "Alnımın akıyla altı yıl bu millete hizmet ettim" dedi. İddianamenin sadece şahsına değil, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kapatılmasına yönelik bir girişimi de barındırdığını belirten İmamoğlu, hedefin sandıkla iktidar değişimi fikrini ortadan kaldırmak olduğunu savundu.
İddianameyi imzalayan ismin mevcut Adalet Bakanı olduğunu hatırlatan İmamoğlu, dosyada somut delil bulunmadığını, bunun yerine "dedikodu mekanizması" ve "şablon" üzerine kurulu bir süreç yürütüldüğünü öne sürdü. "Örgüt" suçlamasının tutuklamaları kolaylaştırmak için kullanılan bir kumpas yöntemi olduğunu ifade eden İmamoğlu, birbirinden bağımsız iddiaların tek bir dosyada toplanarak "Asrın Yolsuzluğu" başlığı altında sunulmasını eleştirdi. İmamoğlu, "Bu dosya bir yolsuzluk dosyası değil, adaylık üzerinden suç üretme safsatasıdır" değerlendirmesinde bulundu. Savunmanın tamamlanmasının ardından duruşmaya ara verildi.
REKLAM ALANI · ARTICLE_BOTTOM
