REKLAM ALANI · ARTICLE_TOP
Türkiye, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Antalya EXPO Alanı'nda hazırlıkları süren zirve, küresel iklim diplomasisini "taahhütlerden uygulamaya geçiş" vizyonuyla bir araya getirmeyi amaçlıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, zirvede niyet beyanlarından ziyade somut uygulamaların ön planda tutulacağını vurguluyor.
Zirvenin kapsamlı gündeminde gıda güvenliği, su verimliliği, enerji güvenliği, döngüsel ekonomi, sıfır atık, yeşil finansman, karbon piyasaları ve adil geçiş gibi çok boyutlu başlıklar yer alıyor. Müzakerelerin merkezinde ise COP27'de kabul edilen Kayıp ve Zarar Fonu'na kaynak aktarımı ile gelişmiş ülkelerin taahhüt ettiği yıllık 300 milyar dolarlık iklim finansmanı bulunuyor. Ayrıca, COP30'da kabul edilen Belem Eylem Mekanizması'nın kurumsal işleyişi ve fosil yakıtlardan uzaklaşmaya dönük yol haritası da kritik tartışma konuları arasında yer alıyor.
Türkiye, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine yönelik yasal adımlarını İklim Kanunu ve Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi (TR ETS) ile güçlendiriyor. 2035 yılına kadar rüzgar ve güneş kurulu gücünü 120 gigavata, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payını ise yüzde 55'e çıkarmayı hedefleyen Türkiye, aynı zamanda nükleer enerji kapasitesini artırmayı planlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise Türkiye'ye kömürden adil dönüşüm, şebeke esnekliği ve enerji verimliliği yatırımları konusunda önerilerde bulunuyor.
Resmi diplomasi trafiğinin yanı sıra, 14-18 Kasım 2026 tarihleri arasında "Halkların İklim Zirvesi" adlı alternatif bir organizasyon düzenlenecek. İklim adaleti vurgusuyla toplanacak bu platformda; emekçiler, yerli halklar, kadınlar ve gençler bir araya gelerek ekolojik yıkım, nükleer enerji karşıtlığı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları gibi konularda politik taleplerini dile getirecekler. Zirve, dünya genelinden geniş bir katılımcı kitlesini Antalya'da buluşturmayı hedefliyor.
Zirvenin kapsamlı gündeminde gıda güvenliği, su verimliliği, enerji güvenliği, döngüsel ekonomi, sıfır atık, yeşil finansman, karbon piyasaları ve adil geçiş gibi çok boyutlu başlıklar yer alıyor. Müzakerelerin merkezinde ise COP27'de kabul edilen Kayıp ve Zarar Fonu'na kaynak aktarımı ile gelişmiş ülkelerin taahhüt ettiği yıllık 300 milyar dolarlık iklim finansmanı bulunuyor. Ayrıca, COP30'da kabul edilen Belem Eylem Mekanizması'nın kurumsal işleyişi ve fosil yakıtlardan uzaklaşmaya dönük yol haritası da kritik tartışma konuları arasında yer alıyor.
Türkiye, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine yönelik yasal adımlarını İklim Kanunu ve Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi (TR ETS) ile güçlendiriyor. 2035 yılına kadar rüzgar ve güneş kurulu gücünü 120 gigavata, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payını ise yüzde 55'e çıkarmayı hedefleyen Türkiye, aynı zamanda nükleer enerji kapasitesini artırmayı planlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise Türkiye'ye kömürden adil dönüşüm, şebeke esnekliği ve enerji verimliliği yatırımları konusunda önerilerde bulunuyor.
Resmi diplomasi trafiğinin yanı sıra, 14-18 Kasım 2026 tarihleri arasında "Halkların İklim Zirvesi" adlı alternatif bir organizasyon düzenlenecek. İklim adaleti vurgusuyla toplanacak bu platformda; emekçiler, yerli halklar, kadınlar ve gençler bir araya gelerek ekolojik yıkım, nükleer enerji karşıtlığı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları gibi konularda politik taleplerini dile getirecekler. Zirve, dünya genelinden geniş bir katılımcı kitlesini Antalya'da buluşturmayı hedefliyor.
REKLAM ALANI · ARTICLE_BOTTOM
